Özgür Arun

doi: 10.24876/senex.2017.0

Künye: Arun, Ö., (2017). Senex’le Tanışmak: Yaşlılık Çalışmaları için Düşünümsel Bir Alan . Senex: Yaşlılık Çalışmaları Dergisi,1, s.1-3

Son beş yılda Türkiye’deki yaşlanma konusuyla ile ilgili 167 makale yayınlanmıştır. Araştırmalar, projeler, tezler ve kitaplar gibi diğer bilimsel çalışmaları da kattığımızda, bu sayı 246’ya yükselmektedir. Yaşlanma ve yaşlılıkla ilgili tüm bu çalışmalar değerlendirildiğinde, iki genel eğilim görülebilir: Birincisi, Türkiye’de yaşlanma değil, yaşlılar çalışılmaktadır. İkincisi, yaşlılarla yapılan çalışmalar sorun odaklı bir yaklaşımla çözümlenmektedir. Oysa yaşlanma ve yaşlılık çalışmaları, basitçe belirli bir kronolojik yaş üzerindeki kişiler hakkında yapılan çalışmalar değildir. Yaşlanma ve yaşlılık çalışmaları, sadece 60 ya da 65 yaşın üzerindeki insanlara odaklanmış çalışmalardan oluş(a) maz. Aksi halde elde edilen bulgularda, sanki sadece araştırmanın yapıldığı o özel anda ortaya çıkan sorunlar çözümlenir. Bu sorunlar da sadece belirli bir yaş grubundaki insanlara, yaşlılara, iliştirilir. Nitekim, 65 yaşın üzerindeki kadınlardan söz eden çalışmalarda, yaşlı kadınların 3’te 1’inin okuma yazma bilmediği bildirilmektedir. Bu bilgiyi kullanarak yaşlı kadınların düşük eğitimli olduğuna ilişkin çözümlemeler yapmak, yaşlanma ve yaşlılık çalışması yapıldığı anlamına gelmez. Yaşlanma çalışmaları, bu örnekte olduğu gibi dezavantajlı kesimleri, yaşam seyri içinde ele alarak değerlendirir. Yaşamın erken dönemlerindeki eşitsizliklerin ilerleyen yaşlara miras kaldığını bilir. Yaşlılar homojen ve yekpare bir toplumsal grup olmadıkları gibi, 65 yaşına girdikleri gün aniden bir takım kabiliyetlerini yitirmiş insanlar da değillerdir. Bu ve benzeri veriyle donatılmış çalışmalar, zımnen veya açıkça yaşlıların, her bakımdan homojen, yaşam koşulları itibariyle birbirine benzeyen, hep aynı biçimde eyleyen, tek bir ortak çıkar etrafında toplanmış kişilerden müteşekkil olduğunu varsaymaktadır. Bu ihtişamlı bir sosyolojik yanılgıdır! Yaşlanma ve yaşlılık 60 ya da 65 yaşından itibaren başlatılmayacağı gibi, yaşlılar da homojen toplumsal bir grup değillerdir. Son beş yıldaki çalışmalar bir de bu bakımdan değerlendirildiğinde, Türkiye’de yaşlılık, yalnızca bir kelimeden ibarettir! […]