Sutay Yavuz

Geliş Tarihi: 16 Mayıs 2017 | Kabul Tarihi: 23 Şubat 2018

Online Yayın Tarihi: 19 Nisan 2018

doi: 10.24876/senex.2018.8

Cited as: Yavuz, S. (2018). Future Living Arrangement Preferences of Middle-Aged Individuals in Turkey. Senex: Journal of Aging Studies, 2, s.1- 16.

Özet
Türkiye demografik dinamikleri nedeniyle hızla yaşlanan bir ülkedir. Türkiye’de kültürel değerler baskın olarak “aile odaklı”dır. Yaşlılar geleneksel olarak aile ve çevre tarafından bakılmaktadırlar. Günümüzde Türkiye’de, yaşlı nüfusun büyük çoğunluğu aile hanehalklarında yaşamaktadır. Yaşlıların öncemli bir bölümün çocuklarıyla birlikte yaşamasına karşın toplumsal değişikliklerle birlikte bu yerleşim modeli de değişmektedir. Günümüzde yaşlı yetişkinler giderek bağımsız yaşamayı tercih etmektedir (“çocuksuz çiftler” veya “tek kişilik haneler” şeklinde). Bu araştırma, ailevi ve sosyoekonomik kaynakların ve kültürel tercihlerin orta yaşlı bireylerin gelecekteki yaşam aranjmanlarına dair tercihlerine olan etkisini betimlemeye çalışmaktadır. Veriler, “2011 Türkiye Aile Yapısı” araştırmasından alınmıştır. Yaşlılık dönemine ilişkin yaşam aranjmanları ile ilgili faktörleri incelemek için Multinominal Lojistik Regresyon modelleri kullanılmıştır. Analiz birimi en az bir çocuk sahibi olan 50-59 yaşlarındaki bireylerdir. Bulgular, daha yüksek sosyoekonomik kaynaklara ve daha modern veya seküler bir bakış açısına sahip olan bireylerin, “huzurevi” veya “evde bakım” opsiyonlarını “çocuklarla birlikte yaşama”ya tercih ettiklerini göstermektedir. Öte yandan, ailevi kaynakları daha yüksek olan ve daha geleneksel bakış açısına sahip bireylerin, çocuklarıyla birlikte yaşama aranjmanını daha muhtemel olarak tercih ettikleri gözlemlenmiştir. Ailevi ve sosyoekonomik kaynakların ve kültürel eğilimlerin yaşlılık dönemi yaşam tercihlerini anlamlı derecede etkilemektedir. Türkiye’de süregelen nüfus yaşlanması ve sosyal değişim eğilimleri dikkate alındığında; bireylerin yaşlılık dönemi bakım ihtiyaçları ve yaşam aranjmanlarına ilişkin talep ve beklentilerinin bir on veya yirmi yıl içinde ihtimam gerektiren bir konu haline geleceği düşünülmektedir.